17 Şubat 2012 Cuma

Cemil İpekçi ve Türk modası yorumları

Türkiye modasının ustalarından Cemil İpekçi, klasik kültür ile popüler kültür arasındaki köprüyü bilinçle kuran ve popüler kültürün köklerini klasik kültürde aramaya çalışan bir modacı. Ayrıca Türk kültürünü tasarımlarına yansıtan bir modacı olarakta bilinmekte. Cemil İpekçi bir programda moda adına bir çok konuda çarpıcı yorumlar yaptı. Sizlerle bu yorumların bazılarını paylaşıyoruz.

- Çok çarpıcı tasarımlarınız mevcut. Türkiye`nin dünyaya bu tip girişimler ile tanıtılması mümkün değil mi? Mesela Londra`da ve Milano`da isim kazanmış Türkler var. 
 Var ama onlar Türk olarak geçmiyor biliyorsunuz. Bizim maalesef söyle bir şeyimiz var; dünyada moda sektörünü her ülkede devlet destekliyor. Bizi devlet desteklemiyor demiyoruz. Devletin ihracatçılar birliğine falan destekleri var ama, çok doğru bir şekilde desteklendiğini söyleyemeyiz. Neden ? Mesela Avrupa`da örnek verecek olursak Rıfat var. Fakat Rıfat Bey İngiliz modacı olarak geçiyor. Çünkü İngiliz vatandaşı ve İngiltere doğumlu. Hüseyin Çağlayan bir Türk olarak geçmiyor. Atıl Kutoğlu burada, zaten onun için fazla bir söyleyemiyorum. Türkiye`nin kendi tasarımcıları yani moda sektörü, henüz tasarımcılara çok destek değiller. Birde bir kaç sene evvel Versace geldiği zaman bir tek şey söylemişti ki, benim 15 sene 20 sene evvel söylediğim. "Köklerinize inip kendinizi kullanmazsanız, bir şeyler alamazsınız." Avrupalılar gelip buradan alıp götürüyorlar, biz kendimiz köklerimize inemiyoruz. Cemil İpekçi olarak ben 40 senedir bununla savaş veriyorum. 

- Cemil İpekçi; Türk Tarzını Yansıtan Modacılar Konusunda Soruya ise şu cevapları verdi:
Eğer sizler kendi köklerinizden bir şeyler uygulamazsanız başarısız olursunuz. Bugün bakıyorsunuz Japon tasarımcıları muhakkak o Japon kültürünü ve O Japon etnikliğini taşıyor. Onu bugüne taşırken stilize ediyor belki. Fransızlara bakıyorsunuz, hala Fransızların o etnik kültürü vardır. İtalyanların ise İtalyan düzlüğü vardır. Yani kendi kültürünüzü taşımazsanız olmaz. Bugün bizim yapılan defilelere gülüyorlar. Geçen seneki moda haftasında çok önemli bir hanım gelmişti ve gülmüştü. Çünkü; elbiselerin % 80 i Avrupa vitrinlerindeki taklitler. Şimdi bu taklitlerle onların karşısına çıktığınız zaman, siz bu moda ailesine giremezsiniz. Dünyada moda ailesinin içine girebilmek için hem tasarımcı olmanız gerekiyor, hem kendinize has yapmanız gerekiyor, hem de onlarla iş birliği yapmanız gerekiyor. Bizde maalesef bu böyle algılanmadığı için daha biz hala bir mutfağız. 

- Moda adına asıl marka nedir? Marka ile etiket arasındaki farklar:
İnsanlar moda markalarının ne olduğunu tam olarak bilmiyorlar. Marka başka bir şeydir, etiket başka bir şeydir. Marka olabilmeniz için yaşayan bir varlık olmanız gerekiyor. Yani Christian Dior bir marka. Çünkü; yaşamış bir isim. Chanel bir marka, yaşamış bir isim. Hala onları yaşayan insanlar götürüyor. Yani tasarımcıları. Ama onun yanı sıra ismini vermek istemediğim bir kaç tane meşhur olan firmalar var şuanda. Dünya ve Türkiye`de onlar etiket. Yani etiket dediğiniz nedir ? Markaların yaptıklarının en çok satanlarını alıp taklit ederler. Bizler hala Türkiye`de marka ile etiketi bilemiyoruz. Değişik yabancı isimlerle bizi Dünya modasında kabul etmeleri mümkün değil. Çünkü; tasarımcı olarak yaşayan insanı görmek lazım. Onun tarzı anca moda olabilir. Bakın dünyadaki bütün markalara onların düşünceleri, yaşam biçimleri ve zevkleri onları marka haline getirmiştir. 

Cemil İpekçi koleksiyonlarından örnekler:




0 yorum :

Yorum Gönder

Bizi İzleyin

Son Yorumlar

Blog Arşivi